10 Şubat 2012 Cuma

Henüz 1984 vari bir tehlike görmüyorum


10.02.2012 (Taraf)


“Belden aşağı çalmayacağız; nazik olacağız” demişti konserden önce. İki saat kaldığı sahnede sözünde durdu Alp Ersönmez (bas) zira zarafetle muzipliğin bir araya geldiği bu müzik ancak tatlı bir nezaketle taşınabiliyordu.
Hava çok soğuktu. Herhalde bu yüzden beş yakışıklı müzisyen; İmer Demirer (trompet), Engin Recepoğulları (tenor saksofon), Can Çankaya (klavyeler), Ediz Hafızoğlu (davul) sahneye çıktığında Babylon’un alt katında toplasan 10 kişi vardı. “Geçen hafta Kuruçeşme Arena’da çaldık, insanlar bize doydu da o yüzden bu akşam gelmemişler” dedi ve güldü Ersönmez.  Gecenin ortasına doğru kalabalıklaşan izleyici o gülümsemeyi daha ‘gerçek’ yaptı.
Yakında albüm olarak elimizde tutabileceğimiz ‘Alp Ersönmez feat.  İmer Demirer’ projesi  her seferinde yenilenen sesiyle önceki gece Babylon’daki izleyiciye kendisini şanslı hissettirdi. Bir de bol bol dans ettirdi.
Ondan önce, aşağıdaki röportajı ayarlamak için Ersönmez’i aradım. ‘Nasılsınız’ soruma ‘pek iyi değil’ diye cevap verdi. Röportaj biz henüz buluşmadan başlamış oldu…

Neden ‘pek iyi değil’siniz?Memlekette bitmiyor ki olay. Her gün bir şok haber var. Ve insanın özel hayatında da şok haberler olabiliyor bazen. Hayat ya işte… Mutedil…

Sanatçıyı daha mı çok etkiliyor bu dünya hali?Sanmıyorum. Tamamen yapı meselesi bence. İdeal olan saf yeteneğin akılla bilgi ve tecrübeyle besleniyor olması ama olmak zorunda da değil. Saf yeteneğe sahip çok salak insanların da harika sanat eserleri ortaya koyabildiklerini biliyoruz.

Son zamanlarda müzisyenlerin epey politize olduğunu düşünüyorum. Size de öyle geliyor mu?
Şu an herkes çok politize, sırf sanatçılar değil ki… Herkes bir şekilde ucundan tutuyor bu işin çünkü bir şeyler değişiyor. 80’li yıllarla beraber Türkiye daha açık bir ülke olmaya doğru yol aldı; ama bu olurken de üç kez darbe yemiş bir ülke olarak, ‘aman bir süre politik bir durumumuz olmasın’ diye yaşadı insanlar, devlet de böyle dayattı. Ama şimdi internet, cep telefonu, tweet’ler, Facebook insanlarla dünya arasında daha net bir köprü kurdu.  

İçişleri Bakanı’nın sanatçıları hedef gösteren o konuşmasını hazırlayan ortam da bu galiba. Kendinizi baskı altında hissediyor musunuz?
Herkes gibi sanatçılar da baskı altında hissediyor kendini. TRT Caz Orkestrası neredeyse lağv ediliyor. 1984 vari bir tehlike henüz görmüyorum; ama çoğunluğun her zaman haklı olmadığını hatırlamak lazım. Çoğunluk yapı olarak eğitilmesi gereken bir kitledir. Çoğunluk ortalamadır. Bütün dünyanın muhafazakârlaşıyor. Bunu oturup bir düşünmek lazım. Herkes kendine dönüyor, aman hiçbir şeye bulaşmayayım diyor.
Geçen yıl çıkan Yazısız albümü nasıl gitti? İlgi sizi tatmin etti mi?Albümün gördüğü ilgiden çok memnunum. Çok sevildi.  Kampüste caz konserleri çok iyi geçti. Hayatında hiç caz dinlememiş insanlar konserlere geldi ve çok beğendi. 

Son dönemde memlekette caz sevgisi arttı sanki. Daha çok albüm geliyor, dinleyici ve basın caza daha çok sahip çıkıyor…Şu an sadece müzik teknoloji bölümünün açık kaldığı Bilgi Üniversitesi’nin büyük etkisi var bunda… Albümü çıkan insanlara baktığınızda çok büyük bir yüzdenin bir şekilde orayla bağının olduğunu görürsünüz. Okulun o dönemdeki yöneticilerinin tarif edilemez bir faydası var. Bunun yanında Nardis Jazz Club’ın büyük etkisi oldu. Çünkü her gün canlı müzik yapılan bir alan doğdu. Bestelerini yapıyorsun, albümün yok; ama çalabiliyorsun orada, kendini ifade edebiliyorsun. Üçüncü neden olarak da, ince beğeni gerektirmeyen müziklerden sıkılan insanlar için rahat bir nefes ortamı sağlandı. O yüzden de dinleyici ve basın bizi sahiplendi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder